OYUN

İÇİMDEN GELDİ. Kendimi tuttum. O yapsın dedim. Yapmasın dedim. Ben olmasın yeter dedim. Düşündüm ama yapmadım. Üstün olmalıydım. Yine tuttum kendimi. Kafamin içi bulandı. Neydi bu? Mantıklı mıydı? Hayat böyle yaşanır mıydı? O oyunlar kimin içindi.
Yazık dedim sonra. Kendini bu döngünün içine sokanlara yazık. Aptal mıydı onlar akıllı mı? Kim neyi kazanıyordu? Para ödülü var mıydı? Yoksa herşey garip bir tatmin hissi için miydi?
Ben yoluma devam ettim anlam veremeden. Kimsenin oyunlarına kanamazdım zaten. Herşey açık ortadaydı. O tatminliğini yaşarken ben yaşıyordum zaten hayatı; yalanlardan, oyunlardan uzak.
Sonra düşündüm birden. Bir arkadaşım vardı oyun oynamadan ilişkisini yaşayan. Yaşadı,mutluydu. Ama kaybeden o oldu. Kandırdılar onu, arkasından birşeyler çevirdiler. Peki kaybetme kelimesi ne açıdan gerçekti bu durumda? Neyi kaybetmişti?
Belki de kazanıyordu ama kaybediyor gibi gözüküyordu. Karışık bir döngüydü bu.
Taktik midir nedir kime ne veriyordu kime ne ver miyordu?
Uzak olmalıydı bana bu saçmalıklar, çok uzak; ama malesef her insan bu taktiklerle yola geliyordu. Benim de başıma gelmişti. Yanlıştı birşey ama ne çözemiyordum.
Ortasını bulmak gerektiğine inanıyordum. Sırf taktiklerden bir hayat yalan havuzunun içinde ona buna çarpıp birşey kazanmadan boş hislerle yüzmek gibiyd; taktiksiz bir hayat duru bir havuzda kocaman bir balığa yem olmak gibi. Ortası olunca belki okyanusun ortasında aşık olduğun bir balıkla dolanmak; hem heyecanlı hem huzurlu olmak yolunda bir adımdı...
