Camdan Bakarken
İlk bloguma yazı yazdığımda sene 2006'nın Kasım ayıymış. Teker teker bütün yazılarımı okudum. Aradan geçen dört seneden sonra aynı başlıklar altında yeni yazılar yazmaya karar verdim. Böylelikle hem ben kendimdeki farkı göreceğim, hem de sizler ey beni şuan okuyan sizler, bunu görebileceksiniz.
Camdan bakıyorum ben. Yolcu koltuğunda giderken hep camdan bakıyorum. Yoldan geçen insanları seyrediyorum, ışıklı dairelerin içine bakıyorum, o insanların hayatlarını hayal etmeye çalışıyorum, düğünde servis yapan garsonun psikolojisini tahmin etmeyi deniyorum, büyüklerimin hayatlarını öğrenmek istiyorum, değişik yaşamları bilmeye çabalıyorum, gittiğim mekanları inceliyorum, olup bitenleri analiz ediyorum. Bütün bunları sonra eve gidip yazabilirimin heyecanıyla yapıyorum.
4 sene önce de heyecanlıymışım böyle. O zamanki daha saf ve daha büyükmüş ama. Seneler geçiyor, insanlar yaşlanıyor, hırslar ve istekler değişiyor. 22 yaşında bir genç kızla 26 yaşında bir kızın hayata bakış açışı aynı olmuyor. Kim bilir seneler sonra bu son yazdığım cümle için neler düşüneceğim? Şimdi yazarken yazım kurallarına dikkat ediyorum mesela, yazarlığı bir meslek olarak yapmak istediğim için yazılarımı daha temkinli yazıyorum. Öyle olmamalı işte. Yolcu koltuğunda gördüğüm, düşündüğüm herşeyi tüm çıplaklığıyla yazabiliyor olmalıyım. Evet öyle de olacak. En son ne gördüm yolcu koltuğunda mesela? Spor bir arabanın içinde erkek arkadaşımı beklerken az ilerdeki otobüs durağında, gençlerin benim hakkımda konuştuklarını gördüm. Bana bakıp gülüyorlardı. Elimde sigara vardı, üzerimde bir kürk. Camdan birşeyler söyledim erkek arkadaşıma. Kim bilir ne düşündüler benim hakkımda? Şımarık mı dediler, hayvanı katletmiş mi dediler yoksa kendini ne zannediyor mu dediler? Camdan kafamı çıkarıp bağırmak istedim 'Düşündüğünüz gibi değil' diye. O zaman da kaçık olduğumu düşünürlerdi herhalde. Sonra erkek arkadaşım arabaya bindi ve hızlı bir şekilde yanlarından geçtik. Hala gülüyorlardı. Bu sefer onlara sinirlendim. 22 yaşında olsam bir tepki verirdim belki.
Başka ne gördüm yolcu koltuğunda? Pazar günü Akaretler'de David La Chapelle'in Paul Kasmin Gallery'deki sergisini gezmeye gittik ama kapalıydı. Kapıyı çalmak için arabadan indim, açan olmadı. Sokaktan gözüken bazı fotoğraflarını gördüm. Renklerin ünlülerle birleşimi okadar güzel ki gidip görülmesi gerek. Ben tekrar gideceğim.
Yolcu koltuğu hikayelerim devam edecek. Bir sonraki yazımın başlığı Cool Erkek Sendromu, içeriği ise bambaşka olacak. Ben hala saf ve hala heyecanlıyım galiba...
Camdan bakıyorum ben. Yolcu koltuğunda giderken hep camdan bakıyorum. Yoldan geçen insanları seyrediyorum, ışıklı dairelerin içine bakıyorum, o insanların hayatlarını hayal etmeye çalışıyorum, düğünde servis yapan garsonun psikolojisini tahmin etmeyi deniyorum, büyüklerimin hayatlarını öğrenmek istiyorum, değişik yaşamları bilmeye çabalıyorum, gittiğim mekanları inceliyorum, olup bitenleri analiz ediyorum. Bütün bunları sonra eve gidip yazabilirimin heyecanıyla yapıyorum.
4 sene önce de heyecanlıymışım böyle. O zamanki daha saf ve daha büyükmüş ama. Seneler geçiyor, insanlar yaşlanıyor, hırslar ve istekler değişiyor. 22 yaşında bir genç kızla 26 yaşında bir kızın hayata bakış açışı aynı olmuyor. Kim bilir seneler sonra bu son yazdığım cümle için neler düşüneceğim? Şimdi yazarken yazım kurallarına dikkat ediyorum mesela, yazarlığı bir meslek olarak yapmak istediğim için yazılarımı daha temkinli yazıyorum. Öyle olmamalı işte. Yolcu koltuğunda gördüğüm, düşündüğüm herşeyi tüm çıplaklığıyla yazabiliyor olmalıyım. Evet öyle de olacak. En son ne gördüm yolcu koltuğunda mesela? Spor bir arabanın içinde erkek arkadaşımı beklerken az ilerdeki otobüs durağında, gençlerin benim hakkımda konuştuklarını gördüm. Bana bakıp gülüyorlardı. Elimde sigara vardı, üzerimde bir kürk. Camdan birşeyler söyledim erkek arkadaşıma. Kim bilir ne düşündüler benim hakkımda? Şımarık mı dediler, hayvanı katletmiş mi dediler yoksa kendini ne zannediyor mu dediler? Camdan kafamı çıkarıp bağırmak istedim 'Düşündüğünüz gibi değil' diye. O zaman da kaçık olduğumu düşünürlerdi herhalde. Sonra erkek arkadaşım arabaya bindi ve hızlı bir şekilde yanlarından geçtik. Hala gülüyorlardı. Bu sefer onlara sinirlendim. 22 yaşında olsam bir tepki verirdim belki.
Başka ne gördüm yolcu koltuğunda? Pazar günü Akaretler'de David La Chapelle'in Paul Kasmin Gallery'deki sergisini gezmeye gittik ama kapalıydı. Kapıyı çalmak için arabadan indim, açan olmadı. Sokaktan gözüken bazı fotoğraflarını gördüm. Renklerin ünlülerle birleşimi okadar güzel ki gidip görülmesi gerek. Ben tekrar gideceğim.
Yolcu koltuğu hikayelerim devam edecek. Bir sonraki yazımın başlığı Cool Erkek Sendromu, içeriği ise bambaşka olacak. Ben hala saf ve hala heyecanlıyım galiba...
