HOŞÇAKAL...

Yürüyordum, seni gördüm, kafamdaki bir imajdın sen, aklım dağıldı. Bir bulut gibiydin adeta, kaç kere görmüştüm seni halbuki daha önce, rüyalarımda veya gözlerimin önünde... Karışıktı artık benim için herşey; biraz ondandın biraz bundandın sen. Tadını sevdiğim çorba gibi, bayılarak içtiğim çorbaya extra malzemeler eklemişler sanki ve artık sevmiyormuşum gibi.
Belki binlerce kere yazmayı denemiştim ama olmamıştı, zordu benim için; her bakımdan; düşünmesi zor, yaşaması zor, görmesi zor, yazması bile zor... Yazdım ve sildim kaçkere ama şimdi yazarken kocaman bir silgiyle sildiğimi hissediyorum birşeyleri, yüzümde tebessüm, o garip imaj ve bir pembe bulutun uçuşu, yok oluşu...
Annem birşeyi istersen, o istediğin şeyi pembe bir buluta koy derdi, sonra uçur derdi, dağların arkasına gönder, göremediğin bir yere gönder derdi, ozaman gerçekleşecekti isteğim; ben yok etmek istedim ve o bulutun içine yok olmasını istiyerek yerleştirdim onu. Onu ben yok ettim...
Belki binlerce kere yazmayı denemiştim ama olmamıştı, zordu benim için; her bakımdan; düşünmesi zor, yaşaması zor, görmesi zor, yazması bile zor... Yazdım ve sildim kaçkere ama şimdi yazarken kocaman bir silgiyle sildiğimi hissediyorum birşeyleri, yüzümde tebessüm, o garip imaj ve bir pembe bulutun uçuşu, yok oluşu...
Annem birşeyi istersen, o istediğin şeyi pembe bir buluta koy derdi, sonra uçur derdi, dağların arkasına gönder, göremediğin bir yere gönder derdi, ozaman gerçekleşecekti isteğim; ben yok etmek istedim ve o bulutun içine yok olmasını istiyerek yerleştirdim onu. Onu ben yok ettim...





