Torununun Torunu

Hiç düşündünüz mü; iki yüzyıl önce bugün yürüdüğünüz sokaklarda kimler yürümüş, bugün denizotobüsüyle üzerinden geçtiğiniz denizlerde kimler balık tutmuş, arabayla geçtiğiniz sahil yolunun üzerinde ne tarz yapıtlar varmış, yalılar yerlerinde duruyorlar mıymış, at arabalarının görüntüleri nasılmış, insanlar ne giyermiş, nasıl bir hayat sürerlermiş...
Ben bugüne kadar çok düşünmüştüm bu tarz tarihi şeyleri, enteresan gelmişti hep. Lisedeki tarih derslerinden tut, sahilde yaptığım yürüyüşlere, kendimle başbaşa kaldığım anlara kadar aklımdan geçmişliği vardır. Hayalini kurmuşluğum vardır. Ama o hayal nekadar gerçeği yansıtabilir ki? Gerçeğini görmek insana nasıl bir duygu verir diye düşünmüşlüğüm vardı bugüne kadar.
Bugün ise, annem, ben ve teyzem toplandık, yola çıktık, müze gezdik, Cihangir'e gittik, Leyla'da yemek yedik, felekten birgün çaldık. Müze kısmına değinmek istiyorum, konuya girmişken. Pera Müzesi'ne uğradık. Girişte bir kokteylle karşılaştık. Biraz çerez atıştırdıktan sonra müzeyi gezmeye en üst kattan başladık. En üst katta 1600'lerde yaşamış, bütün ailesini teker teker kaybetmiş, kimi resimlerinde sadece tebeşir kullanarak mükemmel çizimler yapmış olan Rembrandt'ın öğrencilerinin resimleri vardı. Okadar az çizgi kullanarak, bukadar başarılı resimlerin yaratılmış olması hepimizi çok şaşırttı. Bir alt katta Rembrandt'ın kendi çizdiği resimler ki, öğrencilerininkinden ayırt etmek çok zor. Rembrandt'ın resimleri de çok şaşırtıcı ve başarılı. Görmek lazım...
Bir alt katta ise konumuz olan İstanbul'un iki yüzyıl önce çekilmiş fotoğrafları bulunmakta. Siyah-beyaz muhteşem resimler. Bebek'ten Sarıyer'e kadar İstanbul sahilinin ozamanlarda çekilmiş sayısız fotoğrafı. Hepsi bizi başka bir dünyaya götürdü. Resimlerdeki o balıkçılar kimbilir ne düşünüyorlar, o at arabalarının içindeki zengin insanlar kimbilir nereye gidiyorlar, şuan binlerce yapıtla dolu olan sahil yolu o zaman neden bukadar boş, bugün gördüğümüz yalılar kimbilir nezaman dikilmiş...ve daha binlerce düşünce. Bu fotoğrafların çekilmesinde kullanılmış fotoğraf makineleri de sergilenmekte. Taşınabilir fotoğraf stüdyosu bile var yüzyıllar öncesinden kalma. Sergilenen herşey birbirinden enteresan. Gitmenizi tavsiye ederim.
Ben gittim gördüm. Senelerdir hayal etmeye çalıştığım yüzyıllar öncesinin, bugün yaşadığımız topraklar üzerindeki imajları bir gerçeğe dönüştü gözümde. Çok güzel bir deneyimdi. Kimbilir seneler sonra torunlarımızın torunları da bugün sağınıza baktığınızda dikkat bile etmeden yanından geçtiğiniz o binayı ancak bir sergide, bir fotoğrafın üstünde merakla izleyecek...
Ziyaret Saatleri:Salı - Cumartesi 10.00 - 19.00 Pazar 12.00 - 18.00
Meşrutiyet Caddesi No.141 34443 Tepebaşı - Beyoğlu - İstanbul Tel. + 90 212 334 99 00

2 Comments:
canim kizim benim için de bügün çok enteresan ve çok keyifliydi.gördüklerimiz gezdigimiz yerlwer bir yana bütün bunları seinle paylaşmak harika.bu günü böyle muhteşem yorumlaman beni çok mutlu etti.sana teşekkür ediyorum.
cok guzel olmus sdni.. arada telefon bedava diil:)
Yorum Gönder
<< Home